8 sınıf deprem ve hava olayları konu anlatımı pdf
Buresimler sayesinde hikâyenin resimli özeti oluşturulsun. Bu resimli özeti “Suda Kaybolmak” başlığıyla, okulda uygun bir duvarda ya da dijital bir albümde sergileyin. Tartışma: İlginç bir yöntemle sunulduğu için, romandaki coğrafya konuları dikkat çekici ve akılda kalıcı. Bu tarz bir yöntemin öğrenciler
5Sınıf Yıkıcı Doğa Olayları Konu Özeti. Ayrıntılar. 5.Sınıf Konu Özetleri. 5.Sınıf Fen Bilimleri Dersi Konu Özetleri. Doğada meydana gelen, can ve mal kaybına neden olan olaylara yıkıcı doğa olayları veya doğal afetler denir. Deprem, volkanik patlamalar, sel,
2.dereceden denklemlerin kökleri ve katsayıları arasındaki ilişki-Çokgenler-Dörtgenlerin temel Özellikler-Yamuk-Paralelkenar-Eşkenar Dörtgen Parabol Fonksiyon grafik ötelemeleri Denklem ve denklem sistemleri Eşitsizlikler Çember ve Daire Silindir Koni COĞRAFYA İKLİM BİLGİSİ A. Atmosfer ve Hava Olayları B. Hava Durumu ve İklim
HaberYazısı ve Özellikleri. Bir olay ya da olgu üzerine edinilen bilgiye haber denir. Bu bilginin gazete, dergi gibi yayın organlarıyla ya da radyo, televizyon gibi iletişim araçlarıyla topluma sunulmak üzere yazılı metin hâline getirilmesine de haber yazısı adı verilir. Tarih boyunca insanlar iletişim ihtiyacını
Buyazıda vereceğim ders notları ile ekstrem doğa olayları sınıflandırılması ve bu sınıfların oluşum şekilleri hakkında detaylı bilgi sahibi olabileceksiniz. Konu anlatımı ve maddeler halinde verilen bilgiler ile öğrenmeniz daha kolay olacaktır, kısaca konuyu detaylı inceleyen herkes ekstrem doğa olayları hakkında tam
Site De Rencontre Beaux Et Riches. "> Doğal Süreçler İle İlgili PowerPoint Sunusu İçin Yukarıdaki Bağlantıyı Tıklayınız. DOĞAL SÜREÇLER Konu Özeti DOĞAL SÜREÇLER1- Evren ve Dünyamız Nasıl Oluştu?2- LEVHA HAREKETLERİ3- Sıcaklık Farkından Kaynaklanan HAVA OLAYLARI1- EVREN VE DÜNYAMIZ NASIL OLUŞTU?EVREN NASIL OLUŞTU?Bu konuyla ilgil 2 görüş vardır?1- NEWTON’UN GÖRÜŞÜ Hareketsiz ve Başlangıcı olmayan evren. Bu görüşe göre evren , sonsuzdan beri var olmuştur ve sonsuza kadar da bu haliyle var BİG BANG BÜYÜK PATLAMA TEORİSİ Evrenin bir başlangıcı vardır. Evren büyük bir patlama soncunda oluşmuştur. Ve sürekli NASIL OLUŞTU?1- Güneşten kopan gaz ve toz bulutlarından oluştu. Güneşten kopan toz bulutu sürekli kendi ekseni etrafında dönerek Dünya evren oluştuğunda kızgın bir gaz kütlesiydi. Dünya kendi ekseni etrafında dönerek dıştan içe doğru soğumaya LEVHA HAREKETLERİ• Yer kabuğu sıcak ve akışkan olan magma üzerinde hareket eden levhalardan oluşmuştur. yedi tane büyük, çok sayıda da küçük levha Levha hareketlerinin nedeni magmada oluşan konveksiyonel ısı hareketleridir.• Levhalar 3 türhareket YAKLAŞMA UZAKLAŞMA YANAL HAREKETYAKLAŞMA HAREKETİ Kıvrımlı Sıradağlar ,Dalma - Batma Bölgeleri ,Volkan Dizleri oluşur.Yoğun olan katman dalma hareketi yapar Sıradağlar Dalma – Batma Böl Hendek ve Volkan UZAKLAŞMA HAREKETİ Volkanik Sıradağlar HAREKET *Yan yana olan iki levha eşit ya da farklı süratlerle aynı yönde ya da zıt yönde kayarak hareket edebilir. Depremler TERİMLERİÖncü deprem Ana depremden önce meydana gelenküçük sarsıntılar öncü Deprem Ana depremden sonra kayaçların yerlerineoturması sürecinde meydana gelen, ana depreminbüyüklüğünü geçmeyen sarsıntılar artçı Büyüklüğü Depremin merkezinde açığa çıkan enerjinin miktarı depremin büyüklüğüdür. Büyüklük yer sarsıntısının sismograf ile ölçülmesiyle elde Depremin binalar ve insanlar üzerinde meydana getirdiği hasarın derecesidir.*Depremlerin oluşumunu, ölçü aletlerini, ölçme yöntemlerini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen ve değerlendiren bilim dalına sismoloji deprembilim, bu alanda çalışan bilim insanlarına ise sismolog deprembilimci ŞİDDETİ Romen rakamları I – XII hasarla ÇEŞİTLERİ 1- Tektonik D. 2- Volkanik D. 3- Çöküntü SICAKLIK FARKINDAN KAYN. HAVA OLAYLARI*Hava koşulları, Dünya’nın Güneş ışınlarını alma durumuna ve hava küreyi oluşturan maddelere bağlıdır.• Havada 4 farklı bileşen Azot , Oksijen , Argon ,Karbondioksit yanında SU BUHARI da vardır.• Hava olayları yeryüzünü saran ATMOSFER tabakasında Yatay yönde meydana gelen hava hareketine oluşumunun temel nedeni basınç farkıdır. Rüzgarların çevrelerine etkilerini BEAFORT ÖLÇEĞİ ile sürati artıkça etkiside artar. En güçlüsü KasırgaTayfunHortumlar ve Kasırgalar*Sıcak hava alanlarında hızlı bir şekilde kendi ekseni etrafında dönen rüzgarların en küçüğüne şeytan kulesi, ortancasına hortum, en Büyüğü ve en kuvvetlisine ise kasırga denir*Aşağısında sıcak ve nemli hava, yukarısında ise soğuk ve kuru hava bulunan yüzeyler üzerinde meydana gelen hortumlar, soğuk hava ile sıcak havanın dar bir alanda aniden yer değiştirmesi ile oluşur.*Kasırgalar ise sadece suyun sıcak ve havanın nemli olduğu tropikal okyanuslarda oluşur. Bir kasırganın oluşabilmesi için öncelikle okyanus suyunun sıcaklığının en az 27 oC’a ulaşması gerekir. Su sıcaklığı bu seviyeye geldiğinde, okyanus yüzeyindeki ılık ve nemli hava konveksiyon yoluyla yükselmeye başlar. Bu havanın çevresinde girdap gibi dönen güçlü bir rüzgâr oluşur. Ardından yağmur bulutları toplanır ve fırtına patlar. Fırtınanın kasırga sayılması için rüzgârın en az 118 km/h’lik bir sürate ulaşması gerekir. Kasırga durgun bir merkezin çevresinde dev bir girdap gibi döner. Kasırgalar, hortumlara göre çok daha geniş alanlara yayılır; daha uzun ömürlü ve daha bölgesel olup yavaş hareket NEM Havadaki su buharına nem sıcaklığı artıkça daha fazla nem taşır.• Nemli hava gökyüzüne yakın yerlerde yoğuşursa YAĞMUR – KAR – DOLU oluşur.• Nemli hava yeryüzüne yakın yerlerde yoğuşursa ÇİY – KIRAĞI BASINÇ ALANI Hava sıcaklğı yüksektir. Bulut BASINÇ ALANI Hava sıcaklığı düşüktür. Bulut Hareketi Yüksek basınç alanalarından alçak basınç alanlarında bölgelerde Uzun süreçlidir. 30 – 35 YIL Ortalama hava Dalı KLİMATOLOJİHAVA OLAYLARIBelli bir yerde kısa süreli günlük , haftalık hava dalı METEROLOJİ Kavram Haritası Taş küre ve hava küre... Bu ikisi birbirini tamamlayan ve Dünya’mızı oluşturan unsurlardır. Üzerinde yaşadığımız Dünya’m›z› tanımak, bizim için çok önemlidir. Dünya’m›z›n oluşumu, gelişme evreleri; atmosferin, kıtaların, okyanusların ve dağların oluşumu bilim insanları tarafından çok eski zamanlardan beri merak edilmifltir. Diğer yandan fırtınalar, kasırgalar, depremler, volkan patlamaları gibi çeşitli doğa olayları da insanları etkilemiştir ve etkilemeye de devam etmektedir. Günümüzde faaliyette olan volkanların önemli bir k›sm› Büyük Okyanus’taki “ateş halkası” olarak adlandırılan bölgededir. Aşağıdaki haritada kırmızı noktalar›n yoğun olarak bulunduğu yerler ateş halkasını göstermektedir. Buradaki volkanik patlamalar birçok depreme de neden olmaktadır. Peki, bu olaylar nasıl meydana gelmektedir? Atefl halkası üzerinde birçok volkan bulunmas›n›n sebebi nedir? Bunları hiç düşündünüz mü? Doğal Süreçler Ünitesinde evrenin, Dünya’nın, okyanusların, dağların, depremlerin, volkanların ve hava olaylarının nasıl oluştuğunu öğreneceğiz. Gelin hep beraber Dünya’m›z› tanıyarak tafl kürede ve hava kürede olanları anlamaya çalışalım. EVREN VE DÜNYAMIZ NASIL OLUŞTU? Evrenin nasıl oluştuğuyla ilgili sorular, geçmişten günümüze, her devirde insanların zihnini kurcalamıştır. Arno A. Penzias Arno Penzia ve Robert W. Wilson Rabırt Vilsın da bu ve benzeri soruları cevaplayabilmek için 1964 yılında, New York yakınlarındaki Bell Bel Laboratuvarları’nda, tasarladıkları özel araçlarla uzayı ve uzaydaki ışınımları inceliyorlardı. Evrenin oluşum grafiği için tıklayın. Bu ölçümleri yaparken tanımlayamadıkları bir ışımanın varlığını fark ettiler. Bu ışımanın araçlarda oluşturduğu paraziti gidermeye çalıştılar ancak ne yaparlarsa yapsınlar bunu bir türlü önleyemediler. Sonunda diğer bilim insanlarının da katkısıyla bu parazitin sebebinin “kozmik ışın” adı verilen ışımanın olduğunu buldular. Sonradan evrenin oluşumuyla ilgili öne sürülen “Büyük Patlama” teorisini açıklayan temellerden biri olan bu buluş, onlara 14 yıl sonra, 1978’de Nobel Ödülü’nü kazandırdı. 2006 yılında Nobel fizik ödülüne, evrenin oluşumunda Büyük Patlama’nın rolünü araştıran Amerikalı bilim insanları John C. Mather Jon Metır ve George F. Smoot Corc Sımuut layık görüldü. Mather ve Smoot 1989’da NASA’nın COBE Kozmik Işınım Kâşifi uydusundan gelen verilere dayanarak yaptıkları ölçümlerle, evrenin doğumundan 380 000 yıl sonraki hâlini anlamayı başarmışlardı. Evrenin tarihinde bu kadar geriye gidilmesi büyük bir aşamaydı. Büyük patlama videosu için tıklayınız. DÜNYAMIZIN OLUŞUMU Günümüzde çoğu, hesaplara ve tahminlere dayanan birçok teori ileri sürülerek evrenin yapısı anlaşılmaya çalışılmaktadır. Hâlen, dünyanın çeşitli yerlerinde çok hassas araçlara sahip ekipler, evrenin ve Dünya’nın oluşumu ile ilgili yeni bilgilere ulaşmak amacıyla gözlemler yapmaktadır. Fakat evreni tam olarak anlamak için çok uzun sürecek inceleme ve gözlemlere ihtiyaç vardır. Yandaki foto¤rafta da görüldü¤ü gibi gelişen teknolojinin beraberinde getireceği ileri seviyedeki teleskoplar ve geliştirilecek yeni gözlem sistemleri ile insanoğlunun, ileriki zamanlarda evrenin ve Dünya’nın oluşumu ile ilgili bugün olduğumuzdan çok daha fazla bilgiye sahip olacağı tahmin edilmektedir. Yer Kabuğunu Etkileyen Levha Hareketleri Alman bilim insanı Alfred Wegener Alf›red Vegen›r, 1912 yılında, bütün kıtaların 250 milyon yıl önce tek parça hâlinde dev bir kıta olduğunu öne sürdü. Ona göre bu dev kıta daha sonra küçük kıtalara bölünmüş ve bunlar da zamanla birbirlerinden ayrılmışlardı. Gelin, yapacağımız bir etkinlikle Wegener’›n bu görüşünü hep birlikte anlamaya çalışalım. Wegener bu soruları, kıtaların okyanus tabanı üzerinde kaydığını öne sürerek cevaplamaya çalışsa da bu görüşüne çoğu bilim insanı katılmadı. ilerleyen yıllarda Harry Hammond Hess Hery Hemınd Hes, bilimsel araştırmalarının bir sonucu olarak kıtaların hareketi yanında okyanus tabanının da hareketli olabileceğini öne sürdü. Çünkü okyanus tabanı, tam ortada, sırt adı verilen noktada ayrılmaktaydı. Onun okyanus tabanı yayılması olarak adlandırılan bu teorisi kıtaların hareketini açıklamaktaydır. Çünkü bilim insanları bu doğrultuda yaptıkları araştırmalar sonunda kıtaların ayrılmasına, ateş küredeki hareketliliğin neden olduğunu keşfetmifllerdir. Buna göre yandaki şekilde görüldüğü gibi Dünya’mızın katmanlarından biri olan ateş kürede, magma olarak adlandırılan sıcak ve akışkan bir madde bulunmaktadır. Ateş küredeki hareketliliğe de bu magma neden olmaktadır. Bilim insanları, belli bir süre sonra kıtaların levha hareketleri sonucunda birleşerek gelecekte tek bir kıta hâline geleceğini öne sürmektedirler. Geçmiş zamanlarda da defalarca dev kıtalar oluşmuş ve konveksiyon hareketinin etkisiyle bu k›talar da tekrar ayrılmıştır. Başka bir deyişle, kıtalar milyonlarca yıl sürebilen uzun süreçlerde birleşmekte ve sonra tekrar parçalanmaktadır. Bunları Biliyor muydunuz Günümüzden 250 mi lyon yıl kadar önce, kıtaların tek ve kocaman bir parça halinde olduğunu söyleyen bilim insanları, bu kıtaya Pangea Panciya adını vermişlerdir. Levha hareketleri üç farklı biçimde gerçekleşir; yukar›daki flekillerden birincisindeki gibi birbirlerinden uzaklaşabilir, ikincisindeki gibi birbirlerine yaklaşabilir ya da üçüncüsündeki gibi birbirlerine yatay olarak aynı ya da zıt yönde sürtünebilir Dünyamızın oluşumu ve levha hareketleri Levhaların Yaklaşma Hareketi Birbirine yaklaşan levhalar bir süre sonra birbiriyle çarpışır. İki levhanın çarpışmasıyla oluşan yeryüzü şekli, yaklaşan levhaların türüne göre değişir. Bu durum üç farklı şekilde gerçekleşir; Kıtasal Levha ile Kıtasal Levha Yaklaşması Bu levhaların yoğunlukları azdır. Bunlar yaklaşarak çarpıştıklarında levha kenarlarındaki yer kabuğu, çok büyük kıvrımlar oluşacak biçimde yukarı doğru itilir. Milyonlarca yıl içinde gerçekleşen bu olay sonucunda kıvrımlı sıradağlar oluşur. Ancak bu hareket çok güçlüyse dahi oluşur. Okyanusal Levha ile Kıtasal Levha Yaklaşması Bu levhalar bir araya geldiğinde okyanusal levha kendisine göre daha az yoğun olan kıtasal levhanın altına doğru dalar. Bu hareket nedeniyle yüzeyde bir hendek çukur oluşur. Bu olayın meydana geldiği alan dalma-batma bölgesi olarak adlandırılır. Diğer yandan ateş küre içinde giderek daha derine inen okyanusal levha ise eriyerek magmaya karışır. Magma da zayıf noktalardan yeryüzüne doğru yükselerek yukarıda volkanları oluşturur. Bu tür levha sınırlarında üstte kalan kıtasal levhadaki yer kabuğunun sıkışması nedeniyle dağlar da oluşabilir. Okyanusal Levha ile Okyanusal Levha Yaklaşması Bu levhalar bir araya geldiğinde ikisi de birbirinin altına dalmaya çalışır. Sonunda yoğunluğu fazla olan levha dalmayı gerçekleştirir. Bu hareket nedeniyle derin hendekler oluşur. Dalmayı gerçekleştiren levha battığı noktada ateş küre ile temas ederek erir ve magmaya karışır. Magma da okyanus tabanında bulduğu zayıf noktalardan yeryüzüne doğru yükselmeye başlar ve yukarıda volkan dizilerini oluşturur. Levhaların Uzaklaşma Hareketi Okyanus tabanında iki levhanın birbirinden uzaklaşmakta olduğu sınırda, magmanın çoğu levha kenarlarında katılaşıp kalırken bir kısmı da çatlaklardan yüzeye ulaşarak yayılma sırtları olarak adlandırılan volkanik sıradağları meydana getirir. Sürekli olarak biçim değiştiren okyanus tabanları zaman zaman yok olsa da bunların yerine yenileri oluşur. Milyonlarca yıldır devam eden levha hareketleri, bundan milyonlarca yıl sonra da günümüzdeki okyanusların şeklinin değişmesine ya da yeni okyanusların oluşmasına neden olacaktır. Levhaların Yanal Hareketi Levha sınırlarında kısa zaman dilimlerinde ani ve şiddetli şekil değişiklikleri meydana gelir. Yanal hareket sırasında bir levha diğerine dayandığında arada kalan kayalar sıkışarak yerlerinden oynar ya da kırılır. Etkinli¤imizde buna benzer bir durum gözlemledik mi? Bu kırılma ve kopmalar sonucu açığa çıkan enerji dalgalar hâlinde yayılarak yeryüzünde sarsılmaya neden olur. Bu olaya deprem denir. Depremlerin büyük bir bölümü levhaların bitişme yerleri üzerinde olur. Genellikle depremler bir dakikanın altında bir süre ile sınırlı kalır, fakat üç dakika kadar süren depremlere de rastlanmıştır. Önce aşağıdaki şekli inceleyerek depremle ilgili temel kavramları öğrenelim sonra da Afet Eğitimi adlı dergiden alınmış olan röportajı dikkatlice okuyarak depremle ilgili teknik kavramlar hakkında bilgi sahibi olalım. Unutmayalım ki, depremden korunmanın ve zararlarını en aza indirmenin önemli yollarından birisi de depremle ilgili doğru bilgilere sahip olmaktır. DEPREMDeprem, ya da diğer adlarıyla Yer Sarsıntısı, Zelzele yer kabuğunda beklenmedik bir anda ortaya çıkan enerji sonucunda meydana gelen sismik dalgalar ve bu dalgaların yeryüzünü sarsması olayıdır. Sismik aktivite ile kastedilen meydana geldiği alandaki depremin frekansı, türü ve büyüklüğüdür. Depremler Sismometre ile ölçülür. Bu olayları inceleyen bilim dalına da Sismoloji denir. Depremin Moment magnitüd ölçeği ya da eskiden kullanımda olan Richter ölçeği ile belirlenir. Bu ölçeğe göre 3 ve altı şiddetteki depremler genelde hissedilmezken 7 ve üstü şiddetteki depremler yıkıcı olabilir. Sarsıntının şiddeti Mercalli şiddet ölçeği ile ölçülür. Depremin meydana geldiği noktanın derinliği de yıkım kuvvetine etkilidir ve yer yüzüne yakın noktada gerçekleşen depremler daha çok hasar vermektedir. Dünya yüzeyinde gerçekleşen depremler kendilerini bazen sallantı bazen de yer değiştirme şeklinde göstermektedir. Bazen yeryüzüne yakın bir noktada güçlü bir deprem gerçekleştiğinde tsunamiye sebep olabilir. Bu sarsıntılar ayrıca toprak kayması ve volkanik aktiviteleri de tetikleyebilir. Deprem nasıl oluşur animasyonu için tıklayınız. Artçı depremler Ana depremden sonra meydana gelen sarsıntılara artçı sarsıntı denmektedir. Artçı sarsıntılar ana depremin hissedildiği merkezde gerçekleşir ancak şiddet olarak ondan daha küçüktür. Eğer artçı sarsıntı ana depremden daha şiddetli gerçekleşirse bilinmelidir ki artçıdan önce meydana gelen deprem ana deprem değil öncü sarsıntıdır ve artçı sarsıntı adı verilen sarsıntı aslında ana depremdir. Deprem videosu için tıklayın. Depremlerin ölçümü ve yerlerinin belirlenmesi Depremler Sismometrelerle uzun mesafeler boyunca ölçülür çünkü sismik dalgalar Dünyanın iç kısmı boyunca hareket halindedirler. Depremin kesin şiddeti Moment magnitüd ölçeği numaralandırması ya da eskiden kullanımda olan Richter ölçeği ile tespit edilir. Buna göre 7 ve üstü depremler yıkıcı türlerdendir. Hissedilen şiddet ise Mercalli şiddet ölçeği ile ölçülür. 2-12 şiddeti Her yer sarsıntısı değişik tipteki sismik dalgaların farklı hızlardaki hareketini meydana getirir Boylamsal P-dalgaları, Enlemsel S-dalgaları ve bir takım yüzey dalgaları. Sismik dalgaların yayılma hızı ortamın yoğunluğu ve esnekliğine göre 3km/s ile 13km/s arasında değişebilir. Yeryüzünde S-dalgalarına oranla P-dalgaları çok daha hızlı ilerler. Rasathaneler ile depremin merkez üssü arası uzaklık farkı ölçülmekle birlikte deprem odağının derinliği de kabaca ölçülür. Deprem anında yapılması gerkenler ile ilgili animasyon için tıklayınız. Depremin Sonuçları ve Yer Yüzünün Çatlaması ve Çığlar Sıvılaşması Tsunami oluşumu Volkanlar Yanardağlar Depremlere de sebep olan bu volkanlar acaba nasıl meydana gelmektedir? Volkanları yakından tanımaya ne dersiniz? Yeryüzünü incelediğimizde levhaların uzaklaştığı ya da yakınlaştığı sınırlarda volkanik ada ve dağ oluşumlarını görebiliriz. Ancak bazen levha sınırlarından uzak noktalarda da volkanik oluşumlar gözlenmektedir. Sıcak nokta olarak adlandırılan bu yerler magmanın yer kabuğunun uyguladığı basıncı yenerek yeryüzüne ulaştığı noktalardır. Halen sıcak nokta üzerinde bulunan Hawaii Havai Adaları bu oluşumun güzel bir örneğidir. Volkanik oluşumlar sonucunda meydana gelen bir diğer yeryüzü şekli de volkanik göllerdir. Bu göller volkanik patlamalar sonucunda oluşan kraterlerin yağışlarla dolmas›yla meydana Meke gölü bunun güzel bir örneğidir. Volkan patlaması videosu için tıklayınız. Volkanlar bir yandan yer kabuğunu etkileyerek çeşitli yeryüzü şekilleri meydana getirirken bir yandan da aşağıda verilen Pompei Pompeyi örneğinde olduğu gibi bizim hayatımızda olumsuz etkilere sebep olmaktadır. Bunları biliyor muydunuz? MS 79 yılında, İtalya’da Vezüv volkan› birdenbire faaliyete geçmiş ve yakınındaki kasabalar, kentler; yanardağın püskürttüğü sıcak lav, kül ve zehirli gazlarla yok olmuştur. Bu kentlerden biri olan Pompei, 1711 yılında yapılan kazılar sonucu ortaya çıkarılıncaya kadar, 6 m kalınlığındaki volkanik kül örtüsü altında kalmıştır. Bu kül örtüsü, kentteki her şeyi o zamanki biçimleriyle korumuştur. Kentin bulunduğu kazı alanı, küllerden ve kükürt dumanlarından kaçmaya çalışırken ölen insanlara ait kalıntılar ile doludur. SICAKLIK FARKINDAN OLUŞAN HAVA OLAYLARI Sabah uyandığınızda, hava durumunun nasıl olacağını hiç düşündünüz mü? Hava sıcak mı, soğuk mu, rüzgârlı mı, yağışlı mı olacak? Televizyonda, radyoda ve gazetelerde yapılan hava tahminleri, önümüzdeki birkaç gün için havanın nasıl olabilece¤ini öğrenmemizi sağlar. Meslekleri gereği pilotlar, denizciler, çiftçiler, sürücüler gibi hava durumunu bilmek zorunda olan birçok insan vardır. Çünkü onlar yapacakları işleri hava koşullarına göre ayarlamaktadır. Hava koşulları, Dünya’nın Güneş ışınlarını alma durumuna ve hava küreyi oluflturan maddelere bağlıdır. Peki, hava küredeki bu maddelerin neler olduğunu biliyor muyuz? Gelin aşağıdaki grafiği inceleyerek bu maddelerin neler olduğunu öğrenelim. havanın büyük çoğunluğunu azot ve oksijen gazlarının, geriye kalan çok az bir kısmını ise karbon dioksit, su buhar› ve diğer gazlar ile tozların oluşturduğunu görürüz. Karbondioksit ve su buharı bu bileşenler içinde çok az bir yüzdelik dilime sahip olsa da yaşam için gerekli olan gazlardır. Su buharı aynı zamanda hava olaylarının gerçekleşmesini sağlayan çok önemli bir maddedir. Dünya’nın her yerinde bilim insanları çeşitli gözlem araçlar›yla etkinliğimizdeki gibi günlük hava durumunu gözlemlerler. Gözlemleri sonucunda elde ettikleri verileri bilimsel açıdan yorumlayarak yağmur, kar, rüzgâr ve fırtına gibi hava olayları ile ilgili tahminlerde bulunurlar. Bu tahminleri hava durumu bültenleri ile bize aktarırlar. Günden güne ve bölgeden bölgeye değişen bir özelliğe sahip olan hava olaylarını sıcaklık, yağış, rüzgâr, nem ve hava basıncı gibi değişik etkenler rüzgârlar, atmosferdeki havanın Dünya çevresindeki hareketini kolaylaştırdığından havaolaylarını belirlerken oldukça önemlidir. RÜZGARLAR Rüzgârı göremeyiz ama çevremizdeki etkilerini hissederiz. Rüzgârın cisimleri sürüklemesi onun varlığını ispatlar. Peki, rüzgâr nedir? Havayı hareket ettirip de rüzgâra neden olan güç ne olabilir? Yapacağımız bir etkinlikle bu soruların cevabını araştıralım. Yatay yönde meydana gelen hava hareketine rüzgâr denir. Geldikleri yerlerin sıcaklık koşullarını gittikleri yerlere de taşıyan rüzgârların oluşumunun temel sebebi basınç farkıdır. Rüzgâr oluşumu Dünya’mızın günlük dönüş hareketiyle sürekli devam eder. Rüzgârlar zaman zaman hız değiştirerek bazen sakin esen meltemler bazense insanı ürküten fırtınalar, kasırgalar hâline gelir. Ancak rüzgâr olmadan fırtına ya da kasırga olmaz. HızlarI farklı olan rüzgârların çevrelerine olan etkileri de farklıdır. Aşağıda rüzgârların çevrelerine olan etkilerini tanımlayan “Beaufort Bifort Ölçeği” verilmiştir. Hortumlar ve Kasırgalar Bazı rüzgârlar belli bir yönde kuvvetli şekilde eserken bazıları ise kendi ekseni etrafında döner. Sıcak hava alanlarında hızlı bir şekilde kendi ekseni etrafında dönen rüzgârların en küçüğüne şeytan kulesi, ortancasına hortum, en büyüğü ve en kuvvetlisine ise kasırga denir. Aşağısında sıcak ve nemli hava, yukarısında ise soğuk ve kuru hava bulunan yüzeyler üzerinde meydana gelen hortumlar, soğuk hava ile sıcak havanın dar bir alanda aniden yer değiştirmesi ile oluşur. Hortum, ucunun yere değmesiyle birlikte rastladığı her şeyi içine çekmeye çalışır. Böylece şiddetli şekilde dönen, su, toz ve diğer yabancı maddelerden oluşan, siyaha yakın koyu renkli bir sütun hâlini alır. Türkiye’de hortumlar nadiren görülür. Çoğu hortum yarım saatten fazla sürmez, hatta bazıları yalnızca birkaç dakika sürer. Kasırgalar ise sadece suyun sıcak ve havanın nemli olduğu tropikal okyanuslarda oluşur. Aşağıdaki resimde kasırgadan bir kesit görülmektedir. Bir kasırganın oluşabilmesi için öncelikle okyanus suyunun sıcaklığının en az 27 C’a ulaşması gerekir. Su sıcaklığı bu seviyeye geldiğinde, okyanus yüzeyindeki ılık ve nemli hava konveksiyon yoluyla yükselmeye başlar. Bu havanın çevresinde girdap gibi dönen güçlü bir rüzgâr oluşur. Ardından yağmur bulutları toplanır ve fırtına patlar. Fırtınanın kasırga sayılması için rüzgârın en az 118 km/h’lik bir sürate ulaşması gerekir. Kasırga durgun bir merkezin çevresinde dev bir girdap gibi döner. Kasırgalar, hortumlara göre çok daha geniş alanlara yayılır; daha uzun ömürlü ve daha bölgesel olup yavaş hareket kadar edindiğimiz bilgilere göre yukarıdaki gazete haberinde bahsedilen hortumun oluşumu hakkında ne söyleyebiliriz? Peki, Çubuk’ta kasırga oluşabilir miydi? Havadaki Nem Nem, havada bulunan su buharı miktarıdır. Nem ölçümlerinde mutlak nem, bağıl nem ve spesifik nem hesaplanır. Mutlak nem birim hacimdeki nem miktarıdır. Gram/metreküp olarak verilir. Bağıl nem havadaki nem miktarının o havanın alabileceği maksimum neme olan oranıdır. Birimsel olarak verilir ve sıcaklık ile ters orantılıdır. Spesifik nem ise bir gazda bulunan su buharının ağırlığının gaz ağırlığına olan oranıdır. İngilizcede moisture ise bir katının aldığı ya da verdiği sıvı miktarına denir. Türkçede ise tam bir karşılığı yoktur, rutubet olarak adlandırılabilir. Çiğ noktasında ise yüzey üzerindeki bağıl nem %100’e eşittir. Bu, çiğ noktasın sıcaklığında havanın ya da ilgili gazın suya doyduğu anlamına gelir, sıcaklığın biraz daha azalması durumunda yüzey üzerinde bir miktar su yoğunlaşacaktır. Nem Oranı Havadaki nem oranı, havadaki su veya su buharı miktarının bir ölçüsü değildir. Havadaki nem miktarı bir metreküp havanın yüzde 4'ünü de geçmez. Bağıl nem, o sıcaklıktaki havada buharlaşma ile yoğuşmanın nekadar dengede olduğunu gösterir. Diğer bir deyişle, bağıl nem oranı yüzde 100 olduğunda hava ile su yüzeyi arasında buharlaşma ve yoğuşma ile olan su molekülü transferi dengededir demektir. Bağıl nem yüzde 100'den küçük olduğunda ise, su vb yüzeylerden yoğuşmadan daha çok buharlaşma ile havaya su molekülü transfer edilir. Bağıl nem ne kadar küçükse havaya buharlaşma ile olan su buharı transferi o kadar hızlı ve fazladır. Bu nedenle bağıl nemin düşük olduğu günlerde cildimiz cabuk kurur ve parkelerin araları açılır... TV'lerde verilen nem oranları, cildimizden olan buharlaşma ile vücudumuzun soğuyarak sıcaklığını ne kadar başarılı bir şekilde dengeleyebileceğine, yani hissedilen sıcaklığa dair bir fikir verir. Çok sıcak günlerde, yüksek bağıl nem olduğunda vücütumuzdan olan buharlaşma yavaşlar ve bunalmaya başlarız. Bağıl nemin sıcaklığa bağlı grafiği için tıklayınız. Nem'in Yararları ve Zararları Nem, vucuttaki kuruluğu önler ve vucutta oluşabilecek kuruluk neticesinde oluşabilecek tahrişleri önlemeye yardımcı olur. Ayrıca nemli havalarda nefes alıp-verme kuru ve sıcak iklimin hüküm sürdüğü yerlere nazaran daha kolaydır. Nem, özellikle sıcak havalarda insan vucudunu olumsuz yönde etkileyebilir. Vucutta aşırı terleme ve vucut sıcaklığının artması, neticesinde vucutta bıkkınlık ve metabolizmada yavaşlığa neden olabilir. Ayırca nem, demirin paslanmasına ve çabuk tahriş olmasına neden olur. Betonarme yapılarda betonun içine işleyecek olan nem, demir aksama zarar vererek, binanın statiğinin bozulmasına neden olur. İklim İklim, bir yerde uzun bir süre boyunca gözlemlenen sıcaklık, nem, hava basıncı,rüzgar, yağış, yağış şekli gibi meteorolojik olayların ortalamasına verilen addır. Hava durumundan farklı olarak iklim, bir yerin meteorolojik olaylarını uzun süreler içinde gözlemler. Bir yerin iklimi o yerin enlemine, yükseltisine, yer şekillerine, kalıcı kar durumuna ve denizlere olan uzaklığına bağlıdır. İklimi inceleyen bilim dalınaklimatoloji adı verilir. İklim türleri, sıcaklık ve yağış rejimi gibi durumlara bakılarak sınıflandırılabilir. Ancak günümüzde en çok kullanılan sınıflandırma sistemi, aslen Wladimir Köppen tarafından geliştirilmiş olan Köppen iklim ise, göl yataklarında ve buzullarda bulunan tortular gibi biyolojik olmayan; yine ağaç halkaları, mercanlar gibi biyolojik kaynaklarla antik iklimleri inceleyen bilim dalıdır. Bu yöntem eski dönemlerde bir yerdeki sıcaklık ve yağış rejimlerini göstermek ve inceleme yapmak için kullanılır. Bu tür çalışmaların sonunda ortaya matematiksel iklim modelleri çıkarılır ve gelecekte iklimin ne derece değişebileceği konusunda tahminler yürütülür. Hava Olayları Dünya’yı diğer gezegenlerden ayıran özellilerinin başında üzerinde hava olaylarının görülmesi ve canlı yaşamına olanak sağlayan atmosferinin var olması gelir. Atmosfer %78 Azot - % 21 Oksijen - % 1 su buharı, karbondioksit ve diğer gazlardan buharı hava olaylarının gerçekleşmesi için, karbondioksit ise fotosentez olayı için gereklidir. Bu gazların oranı zamanla değişebilir. Mesela, karbondioksit oranının artması atmosferin güneş ışınlarını tutma oranını artırır. Bu özelliğe göre karbondioksit miktarının artması hava sıcaklığının artmasına, azalması ise hava sıcaklığının azalmasına sebep adamları çeşitli gözlem araç ve gereçlerle hava raporunu gözlemleyerek hazırlar ve elde ettikleri verileri bilimsel olarak karlı, yağmurlu, rüzgârlı vb. şekilde olayları yeryüzünde bitki türleri, hayvan türleri dağılımının oranını, toprak oluşumu ve türlerini, denizlerin tuzluluk oranını vb. oluşumları etkiler. • Rüzgarlar Atmosferdeki hava ağırlığından dolayı Dünya üzerine basınç uygular. Ancak atmosfer basıncı Dünya üzerindeki her noktada aynı değildir. Kimi yerde alçak, kimi yerde yüksektir. Dünya yüzeyinde yükseldikçe atmosfer basıncı azalır. Bu basınç farkı rüzgârların oluşmasına sebep olur.• Yatay yönde meydana gelen hava hareketlerine rüzgâr denir. Geldikleri yerlerin sıcaklıklarını gittikleri yerlere taşıyan rüzgârların sebebi basınç farkıdır. Rüzgâr oluşumu Dünyamızın günlük dönüş hareketiyle sürekli devam eder. Rüzgârlar zaman zaman hız değiştirerek bazen sakin esen meltemler bazen ise fırtınalar, kasırgalar meydana gelir. Hızları farklı olan rüzgârların çevrelerine olan etkileri de farklıdır. Rüzgârların etkileri “Beaufort Bifort Ölçeği” ile tanımlanır. Bifort ölçeğine bakıldığında rüzgârın hızı artınca kuvveti ve etkisi de artmaktadır. Günlük ve Mevsimsel Sıcaklık Değişimleri Dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşü Dünyamızın kendi ekseni etrafında dönüşünü 24 saatte tamamlar. Bu şekilde kendi ekseni etrafında dönerken Güneş’e bakan yüzünde gündüz arka yüzünde ise gece yaşanacaktır. Bu nedenle Güneş’e bakan kısmı daha sıcak olup bu yüz aydınlık olur. Bu yüze değen Güneş ışınları sahip oldukları ısı enerjisini Dünyanın bu yüzündeki cisimlere aktaracak ve onlarında ısınmalarını sağlayacaktır. Dünyanın Güneş’e dönük olmayan yüzü Güneş’ten gelen ışınlardan bir süre uzak olacağı için bu kısımda hava soğuk olur. Dolayısıyla gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Dünya’nın Güneş Etrafında Dönüşü Dünyanın Güneş etrafında dönmesi mevsimleri oluşturur. Dünyanın dönme ekseninin eğik olması nedeniyle Güneş ışınları dik olarak alan bölgeler de sürekli değişir. Dünyada bir yılda her iki yarım küre farklı farklı mevsimler yaşar. Eğer eksen eğikliği olmasaydı, Dünya Güneş etrafında dolanırken Güneş ışınlarının yere düşme açısı değişmeyecek, sıcaklık değişimleri gerçekleşmeyecek, böylece mevsimler oluşmayacaktı. Ekvator bölgesine güneş ışınları dik olarak geldikleri için bu bölgenin sıcaklığı çok fazladır. Kutuplara gelen ışınlar ise eğik oldukları için bu bölgeler yıl boyunca soğuktur. Mevsimlerin meydana gelmesi de Dünyanın eğik duruşu ve Güneş etrafındaki hareketi ile ilgilidir. KAYNAKÇA 2012 , Nisan 09 9. İklim. 2012 , Nisan 09. 10. Günlük mevsimsel sıcaklık değişimleri. 2012 , Nisan 09. 11. Güneş B.2011. İlköğretim Fen ve Teknoloji 8. sınıf ders kitabı. Hava olayları. 2012 , Nisan 09.
8 sınıf deprem ve hava olayları konu anlatımı pdf